Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der) Diyarbakır Şubesi, Kürt Sorunu Forumu düzenledi. 'Sistem Değerlendirmesi, Milliyetçilik ve Kürt Sorununa Tarihsel Bakış' başlıklı oturumda Kelha Amed Dergisi Editörü Av. Necat Özdemir, Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı Nesip Yıldırım, Doç. Dr. Ahmet Yıldız, Av. Sıdkı Zilan, Abdurrahim Orhan, Fırat Toprak birer konuşma gerçekleştirdiler.
Birinci oturum sabah saat 10.00 Kuran tilavetiyle saat başladı. İlk konuşmayı Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı Nesip Yıldırım, Osmanlı'nın çok dinli, çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu, Kürt beyliklerinin 18. yüzyıl sonuna kadar özerk statüye sahip olduğunu kaydetti. Yıldırım, 1839'daki Tanzimat Fermanı'ndan sonra Kürtlerin statüsüne müdahale edilmeye başlandığını, ardından da isyanların baş gösterdiğini vurguladı.
Birinci oturumda konuşan Kelhaamed Editörü Av. Necat Özdemir, İslami bakış açısının merkeze alınması halinde Kürt sorununun çözüleceğini vurgulayarak, menfi milliyetçilik anlayışının terk edilmesi gerektiğini söyledi. 90'lı yıllarda yaşanan gelişmelere atıf yapan Özdemir, PKK'nın bölgede güçlenmeye başlayan Hizbullahi harekete tahammül edemediğini, bu sebeple birçok kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Konuşması katılımcılar tarafından oldukça beğenilen ve defalarca alkışlarla kesilen Av. Özdemir Kürdlerin, en az üç bin yıldır şu anki coğrafyalarında yaşadıklarını, Kürdçe’nin değişik lehçeleriyle konuşan kadim bir toplumla onların içinde eriyen değişik kavimlere mensup topluluklardan oluşan geniş bir coğrafyaya yayılmış, büyük bir toplum olduklarını ve bunun ötesindeki tanımlamaların sadece zorlama olacağını ifade etti.
Kürd Meselesi veya Kürdlerin Sorunları
“Kürd Meselesi veya Kürdlerin Sorunları” başlıklı bölümde, Kürd halkının Osmanlının batılılaşma süreciyle başlayıp cumhuriyetin kuruluşuyla doruğa çıkan sorunlar yumağıyla yaşayan bir halk olduğunu belirten Av Özdemir, Kürd meselesinin; yıllar içinde bir çığ gibi gittikçe büyüyen, bölgesel olmaktan çıkıp uluslar arası bir hüviyet kazanan, devasa bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Av. Özdemir konuşmasında Kürd meselesini şu ana başlıklar altında topladı:
1– Terör sorunu
2–Anayasa sorunu,
3–Laiklik sorunu,
4–Eğitim sorunu,
5–Asimilasyon sorunu,
6–Ekonomik geri kalmışlık sorunu,
7–Kürd bölgelerinde yol, su, elektrik gibi altyapı sorunları,
8–Geçici köy koruculuğu sorunu,
9–Güvenlik gerekçesiyle boşaltılan köyler sorunu,
10–Siyasi temsiliyet sorunu,
11–Türk ırkçılığına tepki olarak çıkan Kürd ırkçılığı sorunu,
12–Türk ve Kürd halkları arasındaki bunalımların giderilmesi ve anlayışların değiştirilmesi gerektiği sorunu...
Kürd Sorunu”na Çözüm Önerileri
“Kürd Sorunu”na Çözüm Önerileri başlıklı bölümde çözüm önerilerini sıralayan Av Özdemir Devasa bir sorunun çözülmesinin, ancak devletin tüm birimlerinde oluşacak sağlıklı bir anlayış, güçlü bir irade ve kamuoyunun büyük desteğiyle mümkün olabileceğini bununla beraber oluşan hava ve beklentinin, bu sorunun çözümünde geri dönülmez bir yola girildiğini gösterdiğini ifade etti. Bu sürecin hakkaniyete uygun ve herkes tarafından rahatlıkla kabul edilebilecek çözümler üretilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Hak ve özgürlüklerin verilmesi, ‘Kürd Sorunu’ diye adlandırılan sorunu, büyük oranda çözecektir.” dedi. Ve çözüm önerilerini de şu şekilde sıraladı:
1- Öncelikle sorun doğru tanımlanmalı, teşhis doğru konulmalıdır. Yanlış formül ve reçetelerle, sağlıklı ve doğru sonuçlar elde edilmez.
2- Kürdistan coğrafyasının kendine özgü şartları olduğunun farkına varılarak bütüncül politika, uygulama ve bakış açılarına son verilmelidir. Bunu gerek iktidar, gerekse de Türkiye’deki mevcut güç odakları kabul etmelidir.
3- Türk halkının ve paralelinde Türkiye devletinin ırk temelli bakış ve yaklaşımları terk etmesi gerekmektedir. Ulus devlet anlayışından vazgeçilmelidir.
4- Diyanet ve basın-yayın vasıtasıyla Türk halkına ırkçılığın zararları, tüm halkların sosyal ya da siyasi her konuda aynı haklara sahip olduğu, İslam kardeşliği, diğer Müslüman halklara yönelik önyargıların izalesi ve kardeşliğin tesisi, Kürd halkının yaşananların sorumlusu olmadığı, Kürdlerin büyük çoğunluğunun mensubu olduğu Şafii mezhebinin varlığı, kız alış-verişlerde ya da diğer sosyal münasebetlerde aşağılayıcı ve ayrımcı tavırların terk edilmesi gerektiği anlatılmalıdır.
5- Diyanet ve benzeri müesseselerin aziz İslam dinini devlet yanlısı propagandaya alet yapmaktan vazgeçmesi lazımdır. Bununla beraber Diyanet İşleri Başkanlığı devlet eksenli yapılandırılmamalı, halkın dini talepleri ve mezhebi tercihleri doğrultusunda esnek ve özerk bir şekilde yapılandırılması sağlanmalıdır.
6- Gerek iktidar güçlerinin gerekse de Türkiye menşeli İslamî söylem sahibi camiaların Kürdistan merkezli İslamî cemaat ve gurupları “Kürdçü” diye itham etmeye kalkışma alışkanlığından vazgeçmesi gerekmektedir. Maalesef bugüne kadar Kürdistan merkezli tüm cemaat ve yapılar Kürdçülük yapmakla itham edilmişlerdir. Bunu Şeyh Said ve Bediüzzaman’dan günümüze dek Kürdistan merkezli tüm çıkış ve şahsiyetler için gözlemlemek mümkündür.
7- Kürd halkının İslamî örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalı ve Kürd halkının özüne dönüşüne mani olunmamalıdır. Nitekim Türkiye’de örgütlenme özgürlüğünün sadece Türk kökenli ve Türkiye eksenli şahıs ve gruplara tanındığı aşikardır.
8- Anayasanın 66. Maddesinde Türk etnik kimliğine vurgu yapan vatandaşlık tanımı değiştirilmeli ve herkesin kabul edebileceği, hiçbir halkın dışlanmışlık hissine kapılmayacağı bir üst kimlik (İslam) tanımlaması getirilmelidir. Ya da böylesi bir düzenleme tümden kaldırılmalıdır.
9- Anayasa’nın 42. Maddesi değiştirilerek Anadilde eğitim ve öğretim yapılmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kürd dilinin ve kültürünün araştırılması ve geliştirilmesinin önündeki bütün engeller kaldırılmalı, Kürd dili ve kültürü araştırma merkezleri ve Kürd Enstitüleri kurulmalı ve desteklenmelidir.
10- Kürd bölgelerinde eğitimle ilgili altyapı sorunları acilen giderilmeli, buradaki öğrencilerle batıdaki öğrenciler arasında fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
11- Türkçe bilmeyen vatandaşların kamusal hizmetlerden tam olarak istifade edebilmesi amacıyla Kürdçe’nin eğitim, sağlık, adalet gibi alanlarda kullanımı için gerekli altyapı oluşturulmalıdır.
12- Kürdçe radyo–televizyon yayınının önündeki tüm hukuksal ve bürokratik engel ve sınırlamalar kaldırılmalıdır.
13- Siyasi temsiliyetin sağlanması için baraj sorunu ortadan kaldırılmalı, komünizmi savunan partilerin kurulmasına izin verildiği gibi, programını İslamî temellere dayandıran partilerin kurulmasına da izin verilmelidir.
14- Değiştirilen coğrafik yer adları iade edilmelidir.
15- Kürd bölgelerinde yol, su, elektrik, hastane gibi altyapı ve sağlık hizmetleri süratle tamamlanmalıdır.
16- Kürd bölgelerindeki ekonomik geri kalmışlığın giderilmesi için herkesin istifade edeceği adil ve hakkaniyete uygun yatırımlar ve teşvikler yapılmalıdır.
17- Milli gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi için, doğu ve güneydoğu bölgelerinin diğer bölgelerle arasındaki uçurum giderilinceye kadar söz konusu bölgelere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.
18- Cumhuriyetten başlayarak Kürdlere yapılan zulüm, katliam, asimilâsyon ve inkâr politikasına karşı devlet Kürdler’den özür dilemeli ve mağdurlara maddi ve manevi tazminatları verilerek katliamlara uğrayanlara itibarları iade edilmelidir.
19- Okullarda okutulan andımız kaldırılmalı ve tüm okul kitapları gözden geçirilerek ayırımcılığa dayalı bütün ifade, program ve yaklaşımlar çıkarılmalıdır.
20- Bölge illerinin çeşitli noktalarına ve yüksek yerlerine yazılan; “Ne mutlu Türküm diyene”, “Her Türk asker doğar”, “Bir Türk dünyaya bedeldir” vs. gibi sözler kaldırılmalıdır.
21- Kürd halkının hafızasında kötü izlenim bırakmış olan kişilerin isimlerinin verildiği okul, sokak, cadde, mahalle vs. gibi yerlerin isimleri değiştirilmelidir.
22- Boşaltılan köylere dönüşün sağlanması ve dönülen köylerde insanî bir yaşamın tesis edilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
23- Geçici Köy koruculuğu sistemi lâğvedilmeli, ancak yeni sosyal mağduriyetlerin yaşanmaması için görevine son verilen korucuların diğer kamu görevlerine atanmasına imkân tanınmalıdır.
24- Laikliğin, İslam’a düşmanlıkta bir silah olarak kullanılmasından vazgeçilmeli, inanç hürriyetinin sağlanması için bu ilke kaldırılmalıdır.
25- Dini eğitim kurumları olan medreselerin resmi eğitim kurumları olarak faaliyet göstermelerine izin verilmeli ve bu, anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. YÖK, bu kurumlardan mezun olanların icazelerini İlâhiyat diplomalarına denk kabul etmelidir.
26- Kürd halkının vazgeçilmezleri olan Kur’an kurslarının ve Kur’an öğrenimiyle beraber dini tedrisatın önündeki her türlü engel kaldırılmalıdır.
27- Kürd bölgelerindeki okullarda karma eğitime son verilmeli veya isteğe bağlı bırakılmalıdır.
28- Eğitim ve öğretimde, kamu kurum ve kuruluşlarında İslamî kılık kıyafetlere getirilen yasaklar kaldırılmalıdır.
29-
Kürd halkının dini ve ahlâkî yönden kalkınması için faaliyet gösteren İslamî dernek ve sivil toplum kuruluşlarına getirilen kısıtlayıcı engeller kaldırılmalı ve faaliyetlerini daha geniş bir sahada yapabilmelerine imkân tanınmalıdır. Devlet eliyle Ahlaki yozlaştırma faaliyetlerinin yapılmasından vazgeçilmelidir.
30- Kürd halkının gönlünde önemli bir yere sahip olan Şeyh Said ve Bediüzzaman Said–i Nursi’nin medfun bulundukları yerler açıklanmalı ve itibarları iade edilerek hak ettikleri saygı gösterilmelidir.
31- Bediüzzüman Said–i Nursi’nin bölge halkının geri kalmışlık sorununun giderilmesi için geliştirdiği “Medresetü’z–Zehra” projesinin hayata geçirilmesinin önü açılmalıdır.
32- İran, Irak, Suriye ve Türkiye Kürdleri arasındaki geçişlerin rahat yapılabilmesi için olanaklar oluşturulmalı, tedricen sınırların kaldırılmasına çalışılmalıdır.
33- Ayrımcılık yapılmaksızın, rencide etmeden, tüm siyasi mahkum ve tutukluların serbest bırakılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Konuşması esnasında bazı şahısların seslerini yükseltmesi ve konuşmayı provoke etmeye çalışması üzerine kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Kısa süreli kesintinin ardından foruma devam edildi.


