﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hizmet Haber</title>
	<atom:link href="http://www.hizmethaber.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hizmethaber.com</link>
	<description>Haberin Hizmetinde</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 May 2012 23:23:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da Tenzile Erdoğan İçin Kürtçe Mevlit Okutuldu</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 23:23:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MimarCo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1145</guid>
		<description><![CDATA[Diyarbakır’da, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın annesi merhume Tenzile Erdoğan için Kürtçe mevlit okutuldu. Diyarbakır’da, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın annesi merhumeTenzile Erdoğan için Kürtçe mevlit okutuldu. Türkiye Gençlik Konseyi tarafından organize edilen Kürtçe mevlit programı, merkez Kayapınar ilçesi Cebelinur Camii’nde yapıldı. Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından mevlithanlar Kürtçe mevlit okudu. Organizasyonu düzenleyen TürkiyeGençlik Konseyi Başkanı Rıdvan söylemez, Mezopotamya’nın başkenti Diyarbakır’da Başbakanın annesi Tenzile Erdoğan için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Diyarbakır’da, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın annesi merhume Tenzile Erdoğan için Kürtçe mevlit okutuldu.</h2>
<div>
<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/05/diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu-ga2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1146" title="diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu-ga2" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/05/diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu-ga2-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Diyarbakır’da, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın annesi merhumeTenzile Erdoğan için Kürtçe mevlit okutuldu.</p>
<p>Türkiye Gençlik Konseyi tarafından organize edilen Kürtçe mevlit programı, merkez Kayapınar ilçesi Cebelinur Camii’nde yapıldı. Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından mevlithanlar Kürtçe mevlit okudu. Organizasyonu düzenleyen TürkiyeGençlik Konseyi Başkanı Rıdvan söylemez, Mezopotamya’nın başkenti Diyarbakır’da Başbakanın annesi Tenzile Erdoğan için Kürtçe Mevlid-i Şerif vermenin mutluluğu içerisinde olduklarını söyledi. Söylemez, bu ülkede renklerimiz ayrı olsa da, siyasi partilerimiz ayrı olsa da düşüncelerimiz ayrı olsa da, annelerimizin gözyaşlarının bir olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Biz, Türkiye Gençlik Konseyi olarak kurulduğumuz günden beri önce insan şiarıyla sağ, sol demeden, öteki, beriki demeden, sadece insana insan olduğu için değer vererek elimizden gelen bütün mücadeleyi veriyoruz. Bugün Tenzile Erdoğan annemiz için Kürtçe Mevlid-i Şerif vermemizin tek amacı burada artık annelerimizin gözyaşlarının bir olduğunu belirtmektir. Silahlar susmadan annelerin gözyaşları durmadan, hiç kimseye mutluluk yoktur”</p>
<p>Program daha sonra verilen yemekle son buldu. Tenzile Erdoğan için verilen Kürtçe mevlit programına Adalet ve Kalkınma Partisi Diyarbakır Milletvekilleri Oya Eronat ile Süleyman Hamzaoğulları, TürkiyeGençlik Konseyi üyeleri ile davetliler katıldı. – DİYARBAKIR</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/diyarbakirda-tenzile-erdogan-icin-kurtce-mevlit-okutuldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Erdoğan’a Kürtçe mevlit okutulacak</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/anne-erdogana-kurtce-mevlit-okutulacak.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/anne-erdogana-kurtce-mevlit-okutulacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 00:15:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MimarCo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1140</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Gençlik Konseyi, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan için Kürtçe Mevlid-i Şerif ve pilav verecek. &#160; Türkiye Gençlik Konseyi tarafından13 Mayıs Pazar Günü Anneler gününde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın merhum annesi Tenzile Erdoğan için Diyarbakır’da Kürtçe Mevid-i Şerif okutulacak. Diyarbakır’ın en ünlü camisi olan Kayapınar Cebelinür Camisi’nde okutulacak olan Mevlid-i Şerifte, bölgenın alanında en iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Gençlik Konseyi, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan için Kürtçe Mevlid-i Şerif ve pilav verecek</strong><strong>.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/05/tenzileana.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1141" title="tenzileana" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/05/tenzileana-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Türkiye Gençlik Konseyi tarafından13 Mayıs Pazar Günü Anneler gününde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın merhum annesi Tenzile Erdoğan için Diyarbakır’da Kürtçe Mevid-i Şerif okutulacak.</p>
<div></div>
<div>Diyarbakır’ın en ünlü camisi olan Kayapınar Cebelinür Camisi’nde okutulacak olan Mevlid-i Şerifte, bölgenın alanında en iyi ilahi gurupları Kürtçe ilahiler okuyacak. Saat 13.30’da başlayacak olan programda halka nohut pilav ikram edilecek.</div>
<div></div>
<div>TRT Şeş’te Canlı yayınlanacak olan programa Bölge milletvekillerinin ve Türkiye Gençlik Konseyi yöneticilerinin yanı sıra büyük bir bürokrat ve iş adamı kitlesinin katılması bekleniyor</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/anne-erdogana-kurtce-mevlit-okutulacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batman AK Gençlik Büyük Kongreye Doğru !</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/buyuk-kongreye-dogru.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/buyuk-kongreye-dogru.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 14:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MimarCo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Kongreye doğru ! Batman ak parti gençlik kolları , 200 kisi ile baskan Halis güneş öncülüğünde 29 Nisan pazar gunü Ankara’da gerçekleşecek olan genel merkez gençlik kolları kongresine doğru dualarla yola çıktı . Gençlik kolları baskanı Halis güneş kongre sonucunda bayragi devr alacak yeni baskan kim olursa olsun gençliğe ve millete hizmet devam edecektir diyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyük Kongreye doğru</strong> !</p>
<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/fotoğraf.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1136" title="fotoğraf" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/fotoğraf-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Batman ak parti gençlik kolları , 200 kisi ile baskan Halis güneş öncülüğünde 29 Nisan pazar gunü Ankara’da gerçekleşecek olan genel merkez gençlik kolları kongresine doğru dualarla yola çıktı .</p>
<p>Gençlik kolları baskanı Halis güneş kongre sonucunda bayragi devr alacak yeni baskan kim olursa olsun gençliğe ve millete hizmet devam edecektir diyerek yenilenmenin her zaman bizi daha ileri götüreceğini ve yıllardır genel merkez gençlik kollari başkanlığını layıkıyla sürdüren İsmail Karaosmanoğlu’na teşekkürü bir borç bildigini dile getirerek Batman akgenclik ekibi olarak Bu hizmet yarısında batmanimiz için tasarladığımız bir çok projeyi gorev sürecimizde Batman gencleri için faal duruma getirmeye başladıklarını ve her daim daha iyi bir gençlik için ellerini tasın altına koymaya hazır olduklarını sözlerine ekleyerek kongremizin ülkemize milletimize ve gençliğimize hayırlı olmasını temenni eder sevgi ve saygılarımı sunar bize bu yolculukta eşlik eden Batman ak gençliğe teşekkürlerimi sunuyorum…</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/buyuk-kongreye-dogru.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GYV&#8217;den gündeme dair açıklamalar</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/gyvden-gundeme-dair-aciklamalar.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/gyvden-gundeme-dair-aciklamalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 22:25:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1128</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Son dönemde, kamuoyunda &#8220;cemaat-iktidar gerilimi&#8221;, &#8220;cemaat-siyaset ilişkileri&#8221; gibi çeşitli başlıklar altında farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Türkiye, demokratikleşmekte olan bir toplumdur ve kamuoyunun istediği konularda serbestçe tartışma yapması demokrasinin doğal bir neticesidir. Öte yandan, Hizmet&#8217;e gönül verenler bütün yapıcı tenkitlere açıktır ve bunlardan istifade edilmesini bir vazife olarak görür. Ancak süregelen tartışmaları toplum açısından daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1129" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/gundeme-dair-onemli-aciklamalar.jpg"><img class="size-medium wp-image-1129" title="gundeme-dair-onemli-aciklamalar" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/gundeme-dair-onemli-aciklamalar-300x100.jpg" alt="GAZETECİLER VE YAZARLAR VAKFI" width="300" height="100" /></a><p class="wp-caption-text">GAZETECİLER VE YAZARLAR VAKFI</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son dönemde, kamuoyunda &#8220;cemaat-iktidar gerilimi&#8221;, &#8220;cemaat-siyaset ilişkileri&#8221; gibi çeşitli başlıklar altında farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Türkiye, demokratikleşmekte olan bir toplumdur ve kamuoyunun istediği konularda serbestçe tartışma yapması demokrasinin doğal bir neticesidir. Öte yandan, Hizmet&#8217;e gönül verenler bütün yapıcı tenkitlere açıktır ve bunlardan istifade edilmesini bir vazife olarak görür. Ancak süregelen tartışmaları toplum açısından daha faydalı hale getirmek için hem kavramları doğru kullanmak hem geniş kitleleri alakadar eden meselelerde daha sahih bilgilere dayanmak şarttır.</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin düşünce dünyasından ilham alan ve kendisini &#8220;Hizmet&#8221; olarak tanımlayan sosyal hayır ve hizmet faaliyeti ile ilgili tartışmalar Türkiye&#8217;ye özgü değildir. Hizmet ve onun entelektüel merkezinde bulunan Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında düşünce dünyasının neredeyse her mertebesinde (gazete, dergi, üniversite, konferans, tez, çalıştay&#8230;) çok sayıda çalışma doğudan batıya pek çok ülkede yıllardır ortaya konulmaktadır. O açıdan bir ölçüde entelektüel dünyamız, Hizmet denilen küresel fenomenin anlamı ve pozisyonu hakkında kapsamlı bir tartışma yapmak konusunda geç bile kalmış denilebilir.</p>
<p>Diğer önemli bir sorun ise Türkiye&#8217;nin uzun yıllar kapalı bir toplum olarak yaşaması neticesinde şeffaf bir tartışma ortamının oluşamamış olmasıdır. Uzun yıllar süren vesayetin neticesi olarak, Türkiye&#8217;de entelektüel düzeyde dahi yapılan tartışmalar; yanlışlıklar, yanıltıcı ve indirgemeci akıl yürütmeler, yanlış teşbihler, abartılar, bilgi noksanlıkları, eksik gözlemlere ve maddi bilgi hatalarına dayalı kanaatler gibi zaaflarla müpteladır. Kamusal müzakere ve serbest tartışma yokluğu sonucu kendi kompartımanında yaşamaya alışmış, ancak diğer toplumsal hayat tarzları hakkında doğru bilgisi olmayan, bir tür gettoları andıran zihinsel yapılar meydana çıkmıştır. Özellikle dine ve dini pratiklerle ilgili kavramlara ve yapılara ait meselelerin doğru biçimde ifadesi neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bunun neticesi olarak din ile alakadar bir tartışmanın kaçınılmaz olarak temel unsurları olan sözgelimi tarikat, iman, cemaat, usul, füruat, teferruat, şiarlar gibi kavramların hiçbirinin anlamı doğru biçimde tanımlanmadan yanlış tartışmalara girilebilmektedir.</p>
<p>Bütün bu benzer nedenlerden dolayı ve nihayet son dönemde yapılan tartışmalar dikkate alınırsa, Hizmet ile ilgili bazı temel konuları daha açık olarak dile getirmek gerekli hale gelmiştir. Bu bağlamda Hareketle ilgili pek çok soru sorulabilir. Ama ilk olarak aşağıdaki soruların cevaplanmasını uygun buluyoruz.</p>
<p>- Hizmetin tanımı ve temel amacı nedir?</p>
<p>- Bu gönüllüler hareketi bir siyasal pozisyon alır mı?</p>
<p>- Hizmet&#8217;in siyasal hayatta referans aldığı değerler ve kurallar nelerdir?</p>
<p>İkinci aşamada ise cevaplanılması gereken daha somut sorular bulunmaktadır:</p>
<p>- Hizmet ve siyasetten beklenti</p>
<p>- Hizmet ve Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti</p>
<p>- Devlet içinde Hizmet&#8217;in &#8216;adamları&#8217; bulunmakta mıdır?</p>
<p>- Camia ve Ak Parti arasında bir kriz mi bulunmaktadır?</p>
<p>- Süregelen çeşitli yargısal ve bürokratik süreçlerin kendisine atfedilmesi karşısında Hizmet?</p>
<p>- Hizmet ve basın özgürlüğü.</p>
<h3>Hizmet nedir?</h3>
<p>Hizmet, ilhamını inançtan alan, evrensel insani değerler çerçevesinde, birlikte yaşama kültürü oluşturmayı hedefleyen, gönüllülerden oluşan bir sivil toplum hareketidir.</p>
<p>Hizmet, bir gönüllüler topluluğudur. Gönüllü olmanın koşulu bir karşılık beklemeden katkıda bulunmaktır. Başka bir açıdan eğer bir kimse yaptığı iş karşılığı siyasi, maddi veya başka bir beklenti içine girerse o, yapılan hizmetlerin temel ruhuna aykırı bir hal üzerinedir.</p>
<p>İkinci nokta sivil zemindir. Hizmet bir sivil harekettir. Ve sivil bir hareket olarak, hiç bir resmi programın, siyasetin yahut ajandanın parçası, tamamlayanı yahut onunla alakalı bir olay değildir. Aynı biçimde bu sivil hareket, hiç bir siyasi ajandanın yahut partinin karşıtı da değildir. Nihayetinde siyaset bilimcileri sivil hareketi üç esasa dayandırırlar: Gönüllü, özerk ve hükümet-dışı olması. Bu üç kritere sahip olan sosyal hareket sivil toplum hareketidir ve sivil karakter sayılmaya hak kazanmaktadır. O nedenle, kim resmi bir ajandanın yahut siyasetin bir kısmını dahi olsa Hizmet ile telif etmeye kalkarsa yine yapılan hizmetlerin temel ruhuna aykırı bir durum meydana getirmiş olur. Yine sivil olmak vasfının bir sonucu olarak, Hizmet&#8217;e gönül veren insanlar arasında bir resmi bağ, hiyerarşi olmadığı gibi çalışmalar âdem-i merkeziyet esasıyla yürütülmektedir.</p>
<p>Burada özellikle &#8220;cemaat ve siyaset&#8221; başlığı altında yapılan tartışmaları dikkatle ele almak gerekiyor. Hizmet&#8217;i bir siyasi partinin ortağı, örtülü destekçisi yahut karşıtı gibi okumak Hizmet&#8217;in temel tanımlarının kabul etmeyeceği bir durumdur. Hizmet&#8217;e gönül verenler, şiddet ve terör gibi evrensel hukukun reddettiği usullere başvurmayan bütün siyasi hareketlere demokratik bir açıdan saygı ile bakarlar. Ancak onların herhangi biriyle resmi olarak bütünleşmeyi yahut bir tanesine karşı zıt cephe almayı kendi telakkisine uygun bulmazlar.</p>
<p>Nitekim Hizmet&#8217;in dini, etnik yapısı, dili farklı pek çok ülkede itibar görmesi onun sivil olma vasfının bir sonucudur. Eğer bu hizmetleri yapan insanlar, sivil olmak vasfını ihlal eden ciddi durumlar içinde bulunsaydı ve çeşitli siyasi ve resmi programların parçası olsaydı küresel düzeyde farklı kültürlerce bu kadar benimsenemezlerdi.</p>
<p>Burada kritik bir nokta da şudur: İnsan yaratılışının doğal neticesi gereği bütün sosyal hareketlerde olduğu gibi Hizmet&#8217;te de bazı bireyler gönüllülük ve sivillik anlayışlarına uymayan bazı fiiller içinde bulunabilirler. Ancak bu hatalar Hizmet&#8217;e mal edilemez. Eğer bu hata yasadışı bir özellik taşıyorsa elbette muhatap hukuk olacaktır.</p>
<p>Yukarıdaki yapılan kısa tanım Türkiye&#8217;deki tartışmalara bir ölçüde olumlu katkıda bulunmak için yapılmıştır. Ülkede bir süredir Hizmet ile ilgili devam eden bir tartışma olduğu için, bu değerlendirmede Türk siyaseti ve gündemi temel referans çerçevesi olarak alınmıştır. O nedenle bu tanımdan Hizmet&#8217;in Türkiye-merkezci olduğu neticesi çıkarılamaz. Hizmet tarihsel ve sosyolojik olarak elbette Türkiye kaynaklıdır ancak onun değerleri ve temsil ettiği anlayış evrenseldir.</p>
<h3>Hizmet hangi siyasi partilere destek verir?</h3>
<p>Hizmet, sivil bir hareket olarak bazı resmi yapılar gibi belirli bir emir komuta zinciri çerçevesinde kendisine itibar eden insanlara oy vermek, siyasal tercihte bulunmak gibi konularda hiç bir zaman &#8220;emir&#8221; vermez. Zaten sivil bir harekette böyle emirlerin etkisi kısıtlıdır ve üstelik risklidir.</p>
<p>Ancak sosyolojik olarak elbette bu gönüllüler topluluğunun benimsediği değerlerin ve tarz-ı telakkinin etkisi vardır ve bu etkiye itibar eden insanlar bunlara dayanarak bazı siyasi sonuçlar ve anlamlar çıkarabilir. Mesela bu kültüre itibar eden insanlar hiç bir zaman demokrasiyi sekteye uğratabilecek siyasete prim vermezler; olağanüstü rejimlere itibar etmezler.</p>
<p>Ancak Hizmet ve birey arasındaki etkileşim/iletişim doğrudan ve emir kipiyle gerçekleşmez. Aksine bireyler, Hizmet&#8217;in duygu ve telakki dünyasına katılarak böyle neticeleri kendileri çıkarırlar. Burada önemli olan Hizmet&#8217;in demokrasi ve evrensel değerlere dayanan moral atmosferine itibar eden kişilerin kendi çıkardıkları anlamlardır.</p>
<p>Bu çerçeve çizildikten sonra şunu açıkça belirtmek gerekir ki başlangıcından beri Hizmet olarak bilinen gönüllüler hareketinin siyasi partilere bakışını belirleyen ilkeler çok açıktır. Onlar, dün bu ilkelere göre siyasi partilerin çeşitli icraatlarına destek vermiş yahut vermemiştir, yarın da siyasi partilere yönelik tavırlarını aynı ilkeler belirleyecektir. Burada kritik olan nokta partilerin kendi siyasi kimlikleri değil, itibar edilen değerlerdir. Bu nedenle Hizmet&#8217;e gönül veren insanlar, belirli değerleri savunan partilerin icraatlarına dün olduğu gibi yarın da destek verebilir.</p>
<p>Hizmet&#8217;in siyasi partilere bakışını temel olarak belirleyen değerler çerçevesini şöyle tanımlamak mümkündür: Demokratikleşme, dini özgürlükleri sağlamak, Avrupa Birliği başta olmak üzere muteber uluslararası standartlara ulaşmak, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ve özgürlüklerinin tevdiinde gayret etmek ve bu hedefler istikametinde çalışan siyasi partilere dün olduğu gibi bugün de bir vatandaşlık görevi olarak destek verilebilir.</p>
<p>Tekrar etmek gerekirse bu tanımda siyasi partilere yönelik organik bir alaka yoktur. Toplumun genel teamül ve değerlerine ters düşmeyen, şiddet ve terör gibi evrensel hukukun da reddettiği yöntemlere tevessül etmeyen her siyasi parti yukarıda altı çizilen değerlere yönelik siyaset yaptığı sürece Hizmet&#8217;e itibar eden insanlar tarafından desteklenebilir.</p>
<p>Nitekim eskiden beri bu davaya gönül veren insanlar, Türkiye&#8217;nin demokratikleşmesiyle ilgili temel konuların hepsinde evrensel standartların lehinde pozisyon almıştır. Din özgürlüğü, Kürtçenin kullanılması, dini azınlıkların hakları, AB üyeliği, sivil anayasa gibi temel konuların hiç birinde Hizmet, Türkiye&#8217;deki demokrasi talebinin beklediği standartların altında kalmamıştır. Şu noktayı tekrar etmek gerekiyor, Hizmet bugüne kadar hiç bir temel demokratikleşme konusunda evrensel standartların altında bir pozisyon almamıştır, &#8216;amasız, fakatsız&#8217; kısacası şartsız bir sivil ve demokratik Türkiye için bütün imkanlarını seferber etmiştir. Hizmet, Türkiye&#8217;nin başta AB olmak üzere evrensel demokratik standartları benimsemesinde kat edilen zorlu yolda ülkenin işini zorlaştıracak en küçük bir söyleme dahi itibar etmemiştir.</p>
<p>Aynı şekilde Hizmet&#8217;in Türkiye demokrasisinin gelişiminde geniş kitlelere kazandırdığı dinamizm tarihsel önemde olmuştur. Başta Kürt sorunu ve bazı temel AB reformlarının gerçekleşmesinde, geniş insan kitleleri üzerindeki tesirinin bir sonucu olarak siyaset müessesine geniş hareket alanı oluşmasına katkıda bulunmuştur. Ancak siyasi iktidarı paylaşma veya siyasi iktidara sahip olma gibi bir hedefi asla söz konusu değildir. Siyaset çok önemli bir müessesedir. Ancak Türkiye demokratikleşmesinin tabanda içselleştirilmesi konusunda Hizmet&#8217;in ve sivil toplum kuruluşlarının oynadığı rol hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir.</p>
<p>Aynı bakış açısıyla ifade edersek yukarıda vurgulanan insan hakları ve demokratikleşme gibi nedenlerden dolayı insanların siyasi tercihlerde bulunmaları, bir partiye angaje olmaları demek değildir. Burada yapılan, fiilen bazı değerlerin bir parti tarafından sahiplenilmesini desteklemektir. Dolayısıyla, siyasi partiler demokratikleşme gibi konularda daha geri duruma düşerlerse Hizmet&#8217;e itibar eden insanların ilgili partilere yönelik tavırlarında değişim kaçınılmazdır.</p>
<p>Hizmet&#8217;in, siyasi partilerle anlatılan şekildeki ilişkisi gelişmiş demokrasilerdeki modele tam olarak uyar. Bireyler ve sivil toplum, partilere somut bazı ilkelere sahip olduğu için destek verir. Bütün bireyler ve sivil toplum partizan değildir ve partilere onlara angaje oldukları için değil siyasetlerini doğru gördükleri için oy verirler. Hizmet&#8217;in siyasi partilerle kurduğu ilişkideki bu denge esasen bütün toplum için bir sigorta hükmündedir. Geniş kitleleri etkileyebilen Hizmet gibi hareketlerin partilere siyasetleri bazında destek vermesi ve gerekirse bunu geri çekmesi toplumsal sigorta mekanizmaları gibi düşünülmelidir. Şunu hiç bir zaman unutmamak gerekir ki, Ortadoğu siyasetinin bize verdiği pek çok dersten birisi de şudur: Büyük sosyal hareketlerin partilere, yöneticilere veya hükümetlere angaje olması ve partilerin siyasetleri temsil ettiği demokratik değerler açısından geri bir duruma düştüğü halde bile onları desteklemesi siyasal krizlere yol açmıştır.</p>
<h3>Hizmet ve AK Parti</h3>
<p>Konuyu daha somut bir düzeye indirirsek, son dönemde tartışılan konulardan birisi de Hizmet ve AK Parti arasındaki ilişkilerdir. Hizmet ve AK Parti arasındaki ilişkiler hakkında birbirinden farklı, bazen zıt pek çok iddia ortaya atılmaktadır. Burada Hizmet&#8217;in, AK Parti meselesine bakışını özetlemeden önce bir noktanın hatırlatılmasında fayda bulunuyor: Hizmet&#8217;in siyasal partiler meselesine bakışı AK Parti kurulduktan sonra yahut AK Parti ile birlikte ortaya çıkmış bir konu değildir. Hizmet&#8217;in yukarıda özetlenen siyasi partilere bakışı çok önceleri oluşmuştur ve Hizmet yine AK Parti&#8217;ye kendi geleneksel değerleri çerçevesinde bakmıştır.</p>
<p>Hizmet-AK Parti tartışmaları konusunda Hizmet&#8217;in yaklaşımı çok açıktır: AK Parti ile son on yılda Türkiye&#8217;de demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, haklar ve özgürlükler ve vesayetin kırılması noktasında ciddi adımların atıldığı ve önemli mesafelerin alındığı bir gerçektir. Bu konuda AK Parti&#8217;nin somut hizmetini görmemek yahut küçük görmek haksızlık olur. Hizmet, AK Parti de dâhil memleketin selamete çıkması için gayret eden bütün siyasilere ve siyasi hareketlere karşı her zaman kadirşinastır. Son dönemde, siyasi sorumluluğun muhatabı olarak AK Parti ve idarecileri, çok kritik dönemlerde cesaretle önemli, takdire şayan adımlar atmışlardır. Nitekim bu isabetli siyasetin karşılığı olarak partiye yüzde 50 oy oranına ulaşan bir teveccüh ortaya çıkmıştır. Hizmet&#8217;in de bu büyük kitle gibi AK Parti&#8217;nin katkılarını teslim etmesinin nedeni AK Parti&#8217;nin demokratikleşme, insan hakları, vesayetin kırılması gibi hizmetlere vesile olmasıdır.</p>
<p>Bugün, Hizmet, AK Parti&#8217;den bu hedeflerin gerçekleştirilmesi ajandasının muhafaza edilmesinden başka hiç bir şey talep etmemektedir. Demokratikleşmeye taraf olan her kesim gibi Hizmet&#8217;in de temel siyasi beklentisi, AK Parti&#8217;nin geçen on yılda olduğu gibi demokratikleşmenin güçlendirilmesi ve vesayet kurumlarının karanlık nüfuzunun kırılması siyasetine daha güçlü sahip çıkmasıdır. Hizmet, gerçekleşmesi durumunda bütün Türkiye insanının istifade edeceği bu gayeler dışında başka hiç bir başka menfaati AK Parti&#8217;den beklememektedir.</p>
<p>Diğer yandan bir yerdeki bütün muvaffakiyetler de sadece bir partiye veya bir gruba mal edilemez. O nedenle şunu hatırlamak gerekiyor ki AK Parti döneminde insanımızın takdirini toplayan bu çalışmalarda siyasi iktidarın kararlığı yanında sivil toplum örgütlerinin üzerine düşeni yapmadaki duyarlılığı son derece etkili olmuştur. O nedenle iktidar kadar demokratikleşme sürecine katkıda bulunan öğretmen, işçi, avukat, yargı mensupları, müdür, esnaf, gazeteci, aydın hemen herkesin emeğini takdirle anmak bir zarurettir. Türkiye&#8217;de yaşanılan olumlu gelişmeler onlarca yıldır pek çok insanın karşılık beklemeden yaptığı fedakârlıkların da bir meyvesi olarak görülmelidir.</p>
<h3>Hizmet ve AK Parti krizi mi?</h3>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi, kırk yılı aşkın bir süredir devam eden konuşmaları, yazıları ve diğer bütün eserlerinde insanı merkeze alan, hukukun üstünlüğüne dikkat çeken, demokrasinin dönülmez bir yol olduğunu vurgulayan, toplumun ahlaki bakımdan takviyesine gayret eden, eğitim ve diyalog çalışmalarının toplumsal uzlaşma ve gelişiminin esasını teşkil ettiğini sözleriyle ifade etmiş ve bunu hayatından örneklerle ortaya koymuştur. Kırk yıl boyunca yaptığı konuşmalar, yazdığı kitaplar en küçük ayrıntısına kadar incelendiği zaman Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin milleti ve devleti buhrana sokabilecek bir krize yol açabilecek en küçük bir tavırdan dahi büyük bir günah gibi kaçındığı çok açık görülecektir. Hocaefendi, toplumsal ve siyasal krizlere yol açabilecek her türlü kargaşayı reddeder, tavsiyelerini dinleyen insanlara uyum, istikrar ve topluma hizmeti, güzel ahlakı salık verir. Cami kürsülerinde &#8220;dövene elsiz, sövene dilsiz&#8221; olmayı tavsiye eder. Daha açık ifadeyle milletinin selameti için siyasi yahut bireysel meselelerde kriz çıkarmak bir yana şahsi fedakârlıklar yapmayı tavsiye eder. Hocaefendi&#8217;nin ve Hizmet&#8217;in bu yaklaşımı &#8220;hizmette ileri ücrette geri olmak&#8221; prensibinin tatbiki olarak görülmelidir.</p>
<p>Yukarıdaki çerçeveden bakılacak olursa son dönemde AK Parti ve &#8220;cemaat&#8221; krizi olarak birilerinin ısrarla gündeme getirdiği ve MİT-Yargı üzerinden izah edilmeye çalışılan bu kriz, tamamen Hizmet&#8217;in gündemi ve ilgi alanı dışındadır. İddia edildiğinin aksine Hizmet, bu krizin bir tarafında değildir. Aynı şekilde kendisine gönül verenlerin bu tartışmanın bir yerinde olması tasvip edilecek bir durum değildir. İnsanların el ele vererek ülkenin ciddi meselelerin üstüne gitmesinin zorunlu olduğu bir dönemde Hizmet&#8217;in krizlere katkı sağlar bir durumda olmasının tahayyülü bile doğru değildir. Fethullah Gülen Hocaefendi, kırk yılı aşkın bir süredir sosyal düzeni bozabilecek fitne ve anarşi gibi tehditler karşısında kendisine gönül verenlere daima temkini, sağduyuyu tavsiye etmiştir.</p>
<p>Daha önceleri Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;yi aşırı devletçilikle eleştiren aynı çevreler, bugün onun devleti sıkıntıya sokacak bir krizi tetiklemekle itham etmektedirler. &#8220;Cemaat ve AK Parti krizi&#8221; bağlamında çeşitli iddialar ortaya atanların bu temel çelişkisi hep akılda tutulmalıdır. Nitekim bir zaman onu &#8220;şeriat devleti istiyor&#8221; diye eleştirenler daha sonra &#8220;memleketi Hıristiyanlaştıracak&#8221; diye itham etmekten çekinmemiştir. Çeşitli dönemlerde Hocaefendi hakkında ortaya konulan ithamlar arasındaki böyle derin tutarsızlıklar gözden kaçırılmamalıdır.</p>
<p>Ancak şurası çok açıktır ki dün olduğu gibi bugün de kanunlar çerçevesinde vazifelerini yapmak durumunda olan emniyet ve yargı mensuplarının camia ile irtibatlandırılmaları bir kasıt taşımaktadır. İnsanları yaptıkları işlerin kalitesi ve temsil ettikleri değerlere göre değil de sadece kimliği, rengi, mezhebi ve dini inançları açısından hedef haline getirmek hem tehlikeli hem ilkel bir fiildir. Bir insanı sadece bir düşünceyle ilgisi olduğu için tehlikeli olarak lanse etmek temel insan haklarına da aykırı bir durumdur. Bu açıdan bir insanı sadece Hizmet&#8217;e itibar ediyor diye tehlikeli olarak lanse etmek temel bir insan hakları ihlalidir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de demokratikleşmeyi savunan ve buna karşı cephe alan aktörler dün ortaya çıkmış değildir. Bir başka ifadeyle son iki yüzyıllık siyasi tarihimizde aktörlerin tavırları ve muhtemel iddiaları artık ezberlenmiştir. O nedenle bugün yaptıkları &#8216;cemaate&#8217; isnat edilen kamu görevlilerine yönelik bu saldırının amacını anlamak için çok zorlanmaya gerek yoktur: Hizmet ve AK Parti&#8217;yi sürtüşme zeminine çekerek siyasi iradenin zayıflatılmasını ve Hizmet&#8217;in sivil toplum zemininde yaptığı faaliyetlerin engellenmesini sağlamak.</p>
<p>Bugün Türkiye&#8217;de vesayet savunucularının işine en çok gelecek durum Hizmet ve AK Parti&#8217;nin sürtüşmesidir. Hizmet ve AK Parti&#8217;nin ihtilafından mutluluk duyan çevrelerin 367 krizi, AK Parti&#8217;nin kapatılması davası, Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi konularda nasıl tavır aldıklarını burada hatırlatmak gerekiyor. Türkiye tarihsel açıdan kritik bir dönemdedir. Bu dönemdeki bütün aktörlerin sorumluluğu çok büyüktür. Demokratik ve gelişmiş Türkiye vizyonunu paylasan kişilerin bilgi kirliliğine ve maksatlı propagandalara alet olmaması önem arz etmektedir. Vesayetin doğrudan ve geleneksel yollarla memleketi geriye götürmesi çok zorlaşmıştır. Ancak vesayet, bu sefer entrikalarla, dedikodularla velhasıl en kuvvetli insanları bile tuş edebilen zaaflarla karanlık emellerine geniş kulvarlar açabilir.</p>
<h3>Hizmet ve Bürokrasi</h3>
<p>Şunun altını çizmek gerekiyor ki Hizmet küresel bir hareket olarak her ülkeden ve her seviyeden insanın teveccühünü kazanmıştır. İnsanı merkeze alan ve Mevlanaların, Yunus Emrelerin üslubuyla hizmet eden harekete iş dünyası, akademik camia, siyasi ve bürokrasi dünyasından, sanat ve kültür dünyasından pek çok kişi ilgi duymuş ve destek vermiştir.</p>
<p>Burada iki noktanın altını dikkatle çizmek gerekiyor: Hocaefendi&#8217;nin fikirlerinin dünyanın pek çok üniversitesinde ilgi gördüğü gibi master ve doktora tezlerinde tartışılıyor olarak bulmak mümkündür. Nasıl bir Fransız demokrat yahut bir Türk demokrat görmek mümkün ise dünyanın değişik ülkelerinden Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin düşünce tarzına itibar eden insanlar görmek mümkündür.</p>
<p>İkinci nokta, Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiye&#8217;nin kendi tarihinin ve kültürünün ürettiği meşru bir düşünceyi temsil eder. Hocaefendi ve temsil ettiği düşünce, tarihsel olarak bu kültürün ve medeniyetin içinde kök salmış bir yaklaşımdır. Dolayısıyla toplumumuzun her kesiminden insanların bu değerler ve prensiplere gönül vermesi destek olması hakkıdır ve meşrudur.</p>
<p>Bu açıdan devlet bürokrasisinde de Hizmet Hareketi&#8217;ne gönül vermiş insanların olması gayet doğaldır. Kaldı ki kanun ve yönetmelikler çerçevesinde kendi devletinde görev yapmanın &#8216;devleti ele geçirme&#8217; veya &#8216;sızma&#8217; şeklinde algılanması insafsızlık olacaktır.</p>
<p>Üstelik bu manasız isnattan dolayı Fethullah Gülen Hocaefendi yargılanmış ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunda oy birliği ile beraat etmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2007/6083 Esas-1328 Karar sayılı ve 05.03.2008 tarihli)</p>
<h3>Hizmet ve Basın Özgürlüğü</h3>
<p>Yakın zamanda yaptığı bir açıklamada Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;İfade ve basın hürriyetinin geniş bir şekilde uygulanmasına taraftarım. Düşünceleri tamamıyla zıt bile olsa, kendi başlarına gelenleri -haksızlık ederek- benden dahi bilseler, onların da düşünce, fikir ve ifade hürriyetlerini, hür bir şekilde kullanmalarından tarafım&#8221; şeklinde çok açık bir pozisyon ortaya koymuştur. Hizmet bu açıklamalarda ifade edildiği üzere basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünün temel bir parçası olarak görür ve onun geniş bir şekilde uygulanmasına taraftardır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de basın özgürlüğünün kullanılarak Hizmet&#8217;e neredeyse düzenli eleştiriler getirildiği unutulmamalıdır. Kamuoyuna mal olan her bir tartışmada bir şekilde Hizmet de eleştirilmektedir. Meselenin ne kadar trajikomik bir noktaya geldiğini göstermek için geçmişte Hizmet&#8217;i kamuoyu önünde eleştiren insanların bile &#8216;Gülen&#8217;e yakın adamlar&#8217; olarak sunulduğunu hatırlamak yerinde olacaktır. Üzücü olan ise bu eleştiriler ortaya konulurken ve bu arada Hizmet&#8217;e gönül veren insanlar zan altında bırakılırken hiç bir somut delil, adres yahut bir isim zikredilmemektedir.</p>
<p>Öte yandan, değişik platformlarda Hizmet&#8217;in &#8216;devlete sızmış bazı insanlar üzerinden intikamcı duygularla gazetecileri hedef aldığını&#8217; iddia edenler, bu ithamlarını somut olarak adli mekanizmalarda ispatlamak ve haklarını aramakla mükelleftir. Bu kişilerin genel suçlayıcı ifadeler yerine somut iddialarla adli mercilere başvurması ve haklarını aramaları gerekir.</p>
<p>Nihayet, Hizmet&#8217;i eleştirmenin imkânsız ve riskli olduğunu iddia edenlerin her şeyden önce Türkiye&#8217;de Hizmet&#8217;i ve Fethullah Gülen&#8217;i en ağır biçimde tenkit eden onlarca kitabın basıldığını ve her gün değişik makalelerin kaleme alındığını bilmeleri gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/gyvden-gundeme-dair-aciklamalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Kirk: Irak’taki Türk okulları, umut ve barış tohumları ekiyor</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 22:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1125</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de çok sayıda bilim adamının katıldığı “sosyal adalete çok taraflı bakış” konulu konferansta konuşan akademisyenler, Gülen Hareketi’nin, ulaştığı her yere barış ve sevgiyi götürdüğünü dile getirdi. Konferansta, kaliteli eğitimin sosyal adalet ve barışa büyük katkı yaptığı da vurgulandı. Barış Adaları Enstitüsü, Philadelphia Diyalog Forumu, Holy Family Üniversitesi ve Philadelphia Lutheran İlahiyat Fakültesi tarafından Philadelphia’da düzenlenen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor-1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1126" title="prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor-1" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor-1-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<p>ABD’de çok sayıda bilim adamının katıldığı “sosyal adalete çok taraflı bakış” konulu konferansta konuşan akademisyenler, Gülen Hareketi’nin, ulaştığı her yere barış ve sevgiyi götürdüğünü dile getirdi. Konferansta, kaliteli eğitimin sosyal adalet ve barışa büyük katkı yaptığı da vurgulandı.</p>
<p>Barış Adaları Enstitüsü, Philadelphia Diyalog Forumu, Holy Family Üniversitesi ve Philadelphia Lutheran İlahiyat Fakültesi tarafından Philadelphia’da düzenlenen konferansta konuşan Prof. Martha Ann Kirk, Kuzey Irak’ta yaşadığı “Gülen okulları” tecrübesinden de bahsetti. Teksas Incarnate Üniversitesi profesörlerinden Martha Ann Kirk, Irak’ta yaptığı akademik çalışmalarda Türk okullarına geniş yer ayırdığını ve orada gördüğü manzara karşısında büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>140 öğrenci ile görüştüm; hepsi sevgi diliyle konuşuyor</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaliteli eğitimin adalet ve barışın gelişmesinde çok önemli rol oynadığını belirten Prof. Kirk, Kuzey Irak’ta Gülen Hareketi’ne bağlı okullarda eğitim gören 140 öğrenci ile görüştüğünü ve hepsinden barış ve sevgi adına çok güzel mesajlar aldığını söyledi. Irak’ın son yıllarda çok büyük sıkıntılar yaşamasına rağmen, burada kurulan Türk okullarının kısa sürede insanların gönlünde taht kurduğunu söyleyen Prof. Martha Ann Kirk, “Okullarda Müslüman ve Hıristiyan öğrencilerin birlikte eğitim görmesi çok güzel. Öğrenciler Türkçe, Arapça, Süryanice ve Kürtçe konuşuyor; ama hepsinin tek ortak noktası sevgi ve hoşgörü. Okullarda gördükleri eğitim ve öğretimi gerçek hayatlarına da yansıtmaları, verilen eğitimin ne kadar faydalı olduğunu gösteriyor. Farklı etnik orijinli bütün bu öğrenciler birbirilerine nasıl saygılı davranacaklarını ve birlikte nasıl yaşayacaklarını öğreniyorlar. Bütün bunlar toplumu ve sosyal barışı her zaman olumlu etkiler.” diye konuştu.</p>
<p>Kuzey Irak’taki ilginç bir anısından da bahseden Prof. Kirk, şöyle konuştu: “Bir gün Irak’ta bomba patladı. Muhammed isimli bir Iraklı öğrenci de bu duruma sevindi. Bunu gören Türk öğretmen, hemen o öğrenciye güzelce nasihat ederek, yaptığının doğru olmadığını anlattı. Muhammed, de daha sonra yanlış yaptığını kabul etti. Bu, eğitim ve öğretimin nasıl bir etken olduğuna güzel bir örnek.”</p>
<p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Holy Family Üniversitesi Başkanı Francesca Onley, dini hayatın sosyal adalet ve toplum üzerinde çok önemli olduğunu, böylesine kapsamlı ve faydalı bir konferansa ev sahipliğini yapmanın da mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Daha sonra söz alan Holy Family Üniversitesi profesörlerinden Joseph Stoutzenberger, sosyal adaletin toplumda çok önemli bir yere sahip olduğunu, bunun için de insanların birbirleriyle diyalog halinde olması gerektiğini vurguladı. Fethullah Gülen’in diyalog alanında önemli bir figür olduğunu belirten Prof. Stoutzenberger “Gülen önemli bir düşünür. Özellikle eğitim, bilim, dinler arası diyalog ve daha temiz bir toplum için güzel fikirleri var. Dünyanın neresinde olursa olsun açık görüşlü birçok insanla görüşüyor. Bunlar sosyal toplumda olması gerekenler. Bu konuda benim için kritik nokta ise Gülen’in Kur’an-ı Kerim’den ‘Allah yeryüzündeki insanlara birbirlerini koruma sorumluluğu vermiştir’ mesajı vermesidir. ” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>İnsanları eğitmek, adalet için önemli</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kansas ve Rockhurst Üniversitelerinde ders veren Prof. Magaret Rausch ise eğitimin ve kullanılan dilin sosyal adalet konusunda önemli bir yeri olduğunu anlattı. Toplumların gelişmesinde eğitimin nasıl olumlu bir etki yaptığının, Fethullah Gülen’in söylemine bakılarak çok daha net anlaşılacağını vurgulayan Prof. Dr. Rausch, “İnsanları eğitmek her şeyin başında gelir. Bugün Türk okullarını ve başarılarını gördüğümüzde bunu çok iyi anlayabiliriz. Çünkü eğitilen insan topluma katkıda bulunur. Bu durum da toplumun gelişmesine katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Holy Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Regina M. Hobaugh ise ABD’de son zamanlarda ortaya çıkan Wall Street eylemlerinin Amerika’da yaşayan birçok insanı ilgilendiren sosyal adalet konusu olduğuna dikkat çekti. Global ekonomide genellikle spekülasyonların yapıldığını, bunun da çok doğru olmadığını vurgulayan Temple Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Raines ise “ekonomi nasıl olursa olsun insanların dinî inanışlarını ve geleneklerini göz önünde bulundurarak iş yapmaları gerektiği” üzerinde durdu. Diğer konuşmalarla gün boyunca devam eden konferansta katılımcılara Türk yemekleri ikram edildi. Konferans sonrası verilen resepsiyonla program sona erdi.<em>(Orhan Akkurt)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/prof-kirk-iraktaki-turk-okullari-umut-ve-baris-tohumlari-ekiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerikalı Prof. Harrington: Gülen Hareketi barışçıl bir hareket</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/amerikali-prof-harrington-gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/amerikali-prof-harrington-gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 16:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Fethullah Gülen&#8217;in Hukuk Serüveni&#8217; adlı kitabın yazarı Prof. Dr. James C. Harrington, 1970&#8242;li yıllardan beri yargı sürecinde mağduriyetler yaşayan Gülen&#8217;e atfedilen suçları bir insan hakları hukukçusu olarak 8 yıl inceledikten sonra bunların siyasi davalar olduğu kanaatine vardığını söyledi. Gülen&#8217;in; İran ve Suudi Arabistan&#8217;la özdeşleştirilen İslam ve Türkiye hakkındaki yanlış algıları değiştirdiğini belirten Harrington, &#8220;Bu hareket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket-1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1121" title="gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket-1" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/04/gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket-1-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<p>&#8220;Fethullah Gülen&#8217;in Hukuk Serüveni&#8217; adlı kitabın yazarı Prof. Dr. James C. Harrington, 1970&#8242;li yıllardan beri yargı sürecinde mağduriyetler yaşayan Gülen&#8217;e atfedilen suçları bir insan hakları hukukçusu olarak 8 yıl inceledikten sonra bunların siyasi davalar olduğu kanaatine vardığını söyledi. Gülen&#8217;in; İran ve Suudi Arabistan&#8217;la özdeşleştirilen İslam ve Türkiye hakkındaki yanlış algıları değiştirdiğini belirten Harrington, &#8220;Bu hareket sayesinde İslam hakkındaki anlayışımız değişti. Fethullah Gülen, 11 Eylül olaylarından sonra Washington Post ve New York Times gazetelerine ilan vererek terörü lanetledi. Terörün barbarlık olduğunu, İslam&#8217;ın bir parçası olmadığını ifade etti. Bu sayede İslam&#8217;ın başka bir yüzünü tanıtmış oldu.&#8221; dedi.</p>
<p>Kültürlerarası Diyalog Merkezi&#8217;nin Antalya ve İzmir&#8217;de düzenlediği panellerde konuşan Teksas Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harrington, Gülen&#8217;i, mütevazi bir sufi, inançlar arası diyaloğa, bilime, bilim ile dinin bir arada bulunabileceğine ve birbirini destekleyeceğine inanan bir kişi olarak gördüğünü söyledi. Gülen Hareketi&#8217;nde eğitim, ruhanilik ve yardımlaşmanın önemli olduğunu, 120 ülkede ve Türkiye&#8217;de yüzlerce okulun çok başarılı hizmetler verdiğini vurguladı.</p>
<p>Gazeteci Faruk Mercan&#8217;ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Mehmet Altan&#8217;ın da katıldığı Antalya&#8217;daki panelde konuşan James C. Harrington, 1995 yılında Fethullah Gülen nezdinde bütün hizmet hareketine karşı 80 sayfalık bir iddianame hazırlandığını, 10 yıl boyunca hapishaneye koymaya çalışılan Gülen&#8217;e ağır cefalar çektirildiğini aktardı. Sivil hareketleri ve sivil toplum diyaloğunu destekleyen ve birçok kişiyi bir araya getiren birinin neden yargılanmaya çalıştığını anlayamadığını dile getiren Harrington, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;İddianamede, Fethullah Gülen, terörist olarak suçlanıyordu. O zaman uygulamakta olan Terörle Mücadele Kanunu&#8217;nda, eğer devletin veya hükümetin herhangi bir parçasını değiştirmeye kalkışıyorsanız, terörist olarak adlandırılıyordunuz. Bunun siyasi bir hüküm olduğu net bir şekilde görülüyor. Gülen, hükümeti değiştirmekle suçlandı. Hatta CIA ve İran ajanı olduğu söylendi. Türkiye&#8217;de kendisine bu oyunlar oynandı. Çoğu insan bu şekilde korkutuldu. Gülen&#8217;e karşı bir medya kampanyası da başlatıldı. Bu linç kampanyası neden yapılmıştı? O dönemi hatırlarsak birçok banka soyulmuş ve hortumlanmıştı. İşte bu hortumları yapanlar bunun kamuoyuna yansımaması için Gülen&#8217;e yönelik linç kampanyalarını başlattı. Bu kampanyaların hiçbiri doğru değildir. Bunların amacı, insanların kendisinden şüphelenmesini sağlamaktı. Ama bunu başaramadılar.&#8221;</p>
<p>İzmir Hilton Otel&#8217;de düzenlenen panelde de konuşan Prof. Dr. Harrington, kitabını yazarken Fethullah Gülen&#8217;i hedef alan linç kampanyasını da incelediğini, Türkiye&#8217;de yalan haberin yaptırımının son derece zayıf olduğunu söyledi. Ülkesinden örneklerle durumu açıklayan Harrington, &#8220;Amerika&#8217;da bir kişi hakkında yalan bir haber yazarsanız, hakim sizi 1 milyon dolar para cezasına çarptırabilir. Ama Türkiye&#8217;deki yaptırımlar çok zayıf olduğu için medya yalan haber yazabiliyor. Fethullah Gülen hakkında yazılan 200&#8242;den fazla habere dava açtı ve hepsinde kazandı. Ama ne oldu bazen tekzip yayınladılar bazen yayınlamadılar.&#8221; dedi.</p>
<p>Gülen&#8217;in avukatlarının, kendisine atfedilen suçlamaları madde madde çürüttüğünü aktaran Amerikalı profesör, &#8220;Yargılamada Fethullah Gülen&#8217;in gerçekleşmiş bir fiili kanıtlanamadı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi oy birliği ile beraat kararı verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi oy birliğiyle bu kararı onadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı karara itiraz etti. İtiraz üzerine dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu inceledi ve 24 Haziran 2008 tarihinde itirazı reddetti. Burada AB&#8217;ye katılmak isteyen Türkiye&#8217;nin daha demokratik ve özgürlükçü ülke olma çalışmalarını görebilirsiniz.&#8221; diye konuştu.</p>
<h3>Kitabı yazmadan önce sayın Fethullah Gülen&#8217;le görüşmedim</h3>
<p>Prof. Dr. James C. Harrington, konuşmasının ardından, dinleyicilerin sorularını da cevapladı. Kitabı yazarken Gülen ile konuşup konuşmadığının sorulması üzerine, Prof. Harrington, bir akademisyen olarak tarafsızlığını korumak için Fethullah Gülen Hocaefendi ile görüşmediğini söyledi. Kitabı yazarken Türkiye&#8217;deki savcılarla görüşmek istediğini; ancak bu talebinin kabul edilmediği bilgisini de veren Harrington, şunları kaydetti: &#8220;Bu süreçte sayın Gülen ile de konuşamadım. Kitap çıktıktan sonra tanışma fırsatı buldum. Kitabı yazdığımdan dolayı beni suçlamadı. Kitabı yazmaktan büyük onur duyuyorum.&#8221;</p>
<h3>Harrington&#8217;ın kitabı Türkiye&#8217;nin yakın tarihini analiz ediyor</h3>
<p>İzmir&#8217;deki panele katılan Aksiyon Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Korucu da Gülen&#8217;in hukuk serüvenini anlatan Amerikalı profesörün kitabının Türkiye&#8217;nin yakın tarihinin analizini de içerdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: &#8220;Gülen davasına baktığımızda önümüzde medya, yargı ve cunta koalisyonu görüyoruz. Gülen&#8217;in medya lincine uğradığı günlerde Türkiye aslında bankalarından hortumlanan 60-70 milyar doları konuşmalıydı. Bu davalarla hortumlar gizlenmeye çalışıldı. Sonunda adalet yerini buldu ve Gülen hakkındaki tüm yalan yanlış iddialardan beraat ederek aklandı. Ama davanın hiçbir aşamasında teknik anlamda hukuki bir yargılama yapılmadı.&#8221;</p>
<div style="text-align: center;"><strong>Davet</p>
<p></strong></p>
<ul>
<ul>
<li>Amerikalı insan hakları savunucusu, hukukçu ve yazar James C. Harrington&#8217;ın, <strong>Fethullah Gülen&#8217;in Hukuk Serüveni</strong> isimli kitabıyla ilgili konferans gerçekleştirecek.</li>
</ul>
</ul>
<p><strong>Tarih:</strong> 06.04.2012 Cuma<br />
<strong>Yer:</strong> Fırat Kültür Merkezi, Yeniçeriler Caddesi No:1 Çemberlitaş/Fatih-İstanbul<br />
<strong>Saat:</strong> 20:00</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/amerikali-prof-harrington-gulen-hareketi-bariscil-bir-hareket.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gülen Hareket&#8217;i dünya genelinde büyümeye devam ediyor&#8217;</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/gulen-hareketi-dunya-genelinde-buyumeye-devam-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/gulen-hareketi-dunya-genelinde-buyumeye-devam-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 13:37:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1116</guid>
		<description><![CDATA[Güney Almanya&#8217;daki programlarında da Gülen Hareketi ile ilgili çalışması hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Helen Rose Ebaugh, Gülen Hareketi&#8217;nin gizli bir ajandası olduğu iddialarını mesnetsiz olduğuna dikkat çekerek, &#8216;Gizli ajanda yok, fakat birçok insanı etkilemesinden korkuluyor. Bu hareketin olması tabiî ki güzel. Hareket dünya genelinde büyümeye devam ediyor&#8217; dedi. Gülen Hareketi ile ilgili yaptığı alan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/gulen-hareketinin-temelinde-yardimlasma-var-1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1117" title="gulen-hareketinin-temelinde-yardimlasma-var-1" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/gulen-hareketinin-temelinde-yardimlasma-var-1-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<p>Güney Almanya&#8217;daki programlarında da Gülen Hareketi ile ilgili çalışması hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Helen Rose Ebaugh, Gülen Hareketi&#8217;nin gizli bir ajandası olduğu iddialarını mesnetsiz olduğuna dikkat çekerek, &#8216;Gizli ajanda yok, fakat birçok insanı etkilemesinden korkuluyor. Bu hareketin olması tabiî ki güzel. Hareket dünya genelinde büyümeye devam ediyor&#8217; dedi.</p>
<p>Gülen Hareketi ile ilgili yaptığı alan çalışması Herder Yayınevi tarafından Almanca olarak da yayınlanan Amerikalı sosyolog Prof. Dr. Helen Rose Ebaugh Almanya&#8217;daki konferanslar dizisine Stuttgart ve Münih&#8217;te devam etti.</p>
<p>Stuttgart ve çevresinde başarılı kültür ve diyalog faaliyetleri ile tanınan Begegnungen e.V. tarafından Cuma akşamı Stuttgart&#8217;ın tarihi Neue Schloss Sarayı&#8217;nda düzenlenen ve 550 kişinin katıldığı programda konuşan Prof. Dr. Ebaugh çalışmasını özetleyerek soruları cevaplandırdı. Prof. Dr. Helen Rose Ebaugh, önceki gün de Münih&#8217;te Amerika Haus&#8217;da Münih Kültürlerarası Diyalog Merkezi&#8217;nin (İDİZEM) düzenlediği programda yaklaşık 500 okuyucu ile buluştu.</p>
<p>Daha önce Almanya&#8217;nın değişik şehirlerinde programlara katılan Ebaugh, &#8216;Fethullah Gülen Hocaefendi ve Gülen Hareketi&#8217; ile ilgili bilimsel tespitlerini katılımcılarla paylaştı. Prof. Dr. Ebaugh, Gülen Hareketini benzer hareketlerden Türkiye asıllı olması, İslam dinini referans alması ve hareketin merkezi değil, yerel organize olması özellikleri ile ayrıldığına dikkat çekerek, &#8216;Araştırdığımız diğer tüm hareketler tek merkezden yönetiliyor. Yerel faaliyetlerde yapılan bazı hatalar oluyor. Ancak bunu da yenilikçi, tavsiyeye açık ve danışmacı yaklaşımları ile aşıyorlar. Bu hareket bir çekirdek olarak kabul edilebilir. Bu çekirdek etrafında yeni gelişimler olacaktır mutlaka. Yani farklı milletlerin bu hareketi benimsemesi ve dâhil olmaları muhtemel. Ancak bu çekirdek Türk ve İslam merkezli kalmalı. &#8216;Fethullah Gülen sonrası hareketin nasıl devam edecek&#8217; sorusuna verilecek cevabım, mutlaka çok özlenecektir ama hizmetleri devam edecektir şeklindedir&#8217; dedi.</p>
<p>Hizmeti eleştirenlerle de görüşmeler yaptığını anlatan Ebaugh, orduda, polis teşkilatlarında ve hükümette Gülen Hareketine ait kaç kişinin görev yaptığını sorduğunu, ancak kesin cevap alamadığını ifade etti. Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin görüşlerinden etkilenerek Amerika Birleşik Devletleri&#8217; nde açılan okullara çocuklarını göndermek için sıra bekleyen veliler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebaugh, &#8216;Bu okulları tanımayanlar, Sayın Gülen&#8217;i eleştiriyor. Eleştiriler de genelde hep Türkiye merkezli oluyor. ABD&#8217;de kimse Türkiye siyaseti ile ilgilenmiyor. Veliler, çocuklarının en iyi eğitimi almasını istiyor&#8217; diyerek sözkonusu okulların Amerikan topluma bir katkı sağladığına inandığını söyledi.</p>
<p>Hareketin finans kaynağının hizmete gönül vermiş insanların bağışları olduğunu dillendiren Prof. Dr. Ebaugh, kadınların rolü konusunda ise hizmete eleştirel baktığını söyledi ve kadınların daha aktif hale gelmeleri ve ön planda olmaları gerektiğini savundu.</p>
<p>Siyasetten uzak durması ile bilenen Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin bir istisna olarak Türkiye&#8217;de yapılan Anayasa değişikliği referandumunda herkesi bu referanduma katılması yönünde yönlendirmesinin referanduma olumlu bir etki yaptığını kaydetti.</p>
<p>Amerika&#8217;da yaşayan Türklerin eğitim sorunları olmadığını dile getiren misafir konuşmacı, yoksulluğa, cahilliğe ve gruplar arasında anlaşmazlıklara karşı eğitimin çok önemli olduğunu ve Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin bu konuda &#8216;İyi bir Müslüman olmak için eğitim&#8217; dediğine vurgu yaptı.</p>
<p>Gülen Hareketinin gizli bir ajandası olduğu iddialarını da reddeden Prof. Dr. Ebaugh, &#8216;Gizli ajanda yok, fakat birçok insanı etkilemesinden korkuluyor. Bu hareketin olması tabiî ki güzel Hareket dünya genelinde büyümeye devam ediyor&#8217; dedi</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin diyalog yaklaşımına da değinen Prof. Dr. Ebaugh, &#8216;Houston&#8217;da yapılan diyalog çalışmaları İbrahimi dinleri kapsıyordu, ancak sayın Gülen&#8217;in Hz. İbrahim&#8217;de değil de Hz. Adem&#8217;de buluşmamız gerektiğini söylediğini öğrendiğimde buna çok sevindim. Zira başka din ve dünya görüşüne mensup milyonlarca insan var. Bütün bu insanları kapsayan bir diyalog anlayışına ihtiyacımız var&#8217; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/gulen-hareketi-dunya-genelinde-buyumeye-devam-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İfade ve basın hürriyetinin geniş şekilde uygulanmasına taraftarım</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/ifade-ve-basin-hurriyetinin-genis-sekilde-uygulanmasina-taraftarim.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/ifade-ve-basin-hurriyetinin-genis-sekilde-uygulanmasina-taraftarim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 13:36:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1113</guid>
		<description><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi, son günlerde medyada çıkan ve kendisini hedef alan yayınlarla ilgili Twitter&#8217;daki hesabından açıklama yaptı. &#160; Ahmet Şık ve Nedim Şener eksenli olan ve kendisini hedef alan yayınlarla ilgili Hocaefendi Twitter&#8217;daki FGulencomTR hesabında şunları dile getirdi: &#8220;Daha önce de açıkladığım üzere, ifade ve basın hürriyetinin geniş bir şekilde uygulanmasına taraftarım. Düşünceleri tamamıyla zıt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/fethullah-gulenden-twitterda-aciklama-geldi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1114" title="fethullah-gulenden-twitterda-aciklama-geldi" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/fethullah-gulenden-twitterda-aciklama-geldi-300x100.jpg" alt="" width="300" height="100" /></p>
<p></a></p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi, son günlerde medyada çıkan ve kendisini hedef alan yayınlarla ilgili Twitter&#8217;daki hesabından açıklama yaptı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet Şık ve Nedim Şener eksenli olan ve kendisini hedef alan yayınlarla ilgili Hocaefendi Twitter&#8217;daki FGulencomTR hesabında şunları dile getirdi: &#8220;Daha önce de açıkladığım üzere, ifade ve basın hürriyetinin geniş bir şekilde uygulanmasına taraftarım. Düşünceleri tamamıyla zıt bile olsa, kendi başlarına gelenleri -haksızlık ederek- benden dahi bilseler, onların da düşünce, fikir ve ifade hürriyetlerini, hür bir şekilde kullanmalarından tarafım.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hocaefendi&#8217;nin görüşlerini yorumlayan avukatı Orhan Erdemli, Gülen&#8217;in 50 yılı aşkındır düşünce ve kanaatlerini paylaştığını ve bunun bazı kesimlerce benimsenirken bazı kimseler tarafından da eleştirilmesinin doğal olduğunu söyledi. Hocaefendi&#8217;nin daha önce de basın ve ifade özgürlüğü taraftarı olduğunu defalarca kez açıkladığını aktaran Erdemli, &#8220;Dolayısıyla müvekkilim, serdettiği düşüncelerin eleştirilmesini, karşı görüşler ileri sürülmesini, basın ve ifade hürriyetinin bir gereği kabul eder. Ancak zaman zaman basın ve ifade özgürlüğünün suistimal edildiğine şahit olmaktayız. Eleştiri hakkının ardına sığınıp, karşı görüş ileri sürer görünüp, gerçekte müvekkilimin kişilik haklarına ve inançlarına karşı en ağır hakaretler yapılmakta, en olmadık iftiralar isnat edilmektedir.&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geçmişte Gülen&#8217;in de düşünceleri sebebiyle yargılandığında, bugün fikir hürriyetini savunanların o yargılamalar sırasında sessiz kaldığına dikkat çeken Erdemli, &#8220;Bugün bu haksız ağır saldırıları düşünce özgürlüğü içinde ele alarak savunanların, müvekkilimin fikirlerinden dolayı yargılandığı süreçte hiç seslerini yükseltmiyorlardı. Müvekkilim hakkında verilen kesinleşmiş beraat kararına rağmen aleyhinde devam ettirilen karalama kampanyaları karşısında hukuku hatırlatmıyorlardı. Hukuku savunur görünürken, tamamen yanlı bu tavrın esef verici olduğunu kamuoyunun takdirlerine saygılarımızla arz ederiz.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/ifade-ve-basin-hurriyetinin-genis-sekilde-uygulanmasina-taraftarim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizi ne kadar tanıyoruz?</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 20:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık, gerçek medeniyeti Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sayesinde tanıdı ve benimsedi. O&#8217;ndan sonra bu istikamette gösterilen her gayret, O&#8217;nun getirdiği esasları taklit etmekten öteye gidemedi. Zaman yaşlandıkça, devasız fikirler köhneleşip durdukça sadece O, insanların sinelerinde her gün açan bir tomurcuk gibi tazelendi. M. Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin kaleme aldığı &#8220;Sonsuz Nur&#8221; isimli eser, Rahmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1109" title="peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<p>İnsanlık, gerçek medeniyeti Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sayesinde tanıdı ve benimsedi. O&#8217;ndan sonra bu istikamette gösterilen her gayret, O&#8217;nun getirdiği esasları taklit etmekten öteye gidemedi. Zaman yaşlandıkça, devasız fikirler köhneleşip durdukça sadece O, insanların sinelerinde her gün açan bir tomurcuk gibi tazelendi.</p>
<p>M. Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin kaleme aldığı &#8220;Sonsuz Nur&#8221; isimli eser, Rahmet Peygamberi&#8217;nin en büyük resul olmasının yanında en mütevazı kul; dost ve düşmanın ittifakıyla, hem bir devlet adamı, hem yenilmez bir komutan, hem en büyük bir terbiyeci ve kılavuz, hem de en büyük bir düşünce insanı olarak tarihe hükmetmiş ve yön vermiş insanların en seçkini ve en tesirli &#8220;İnsanlardan bir insan&#8221; olmasıyla günümüz nesillerine tanıtıyor.</p>
<p>Sonsuz Nur, Peygamberimizi, aynı zamanda bir baba, bir aile reisi, bir arkadaş olarak hilim, sabır, cömertlik, başkalarını kendine tercih, hikmet, iffet, cesaret gibi bütün faziletlerin eşsiz temsilcisi olarak da takdim ediyor.</p>
<p>Sonsuz Nur günümüzde, peygamberliğe ait vazifeyi temsil etme durumunda olanlara nasıl bir yol ve sistem takip etmeleri gerektiğini de gösteren siyer felsefesi, kılavuz bir kitap.</p>
<h3>Eser, beş cilt halinde basıldı</h3>
<p>Nil Yayınları, Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin vaazlarından derlenen, bugüne kadar 30 farklı dünya diline çevrilip bir milyondan fazla insan tarafından okunan, daha önce iki cilt olarak basılan eseri, şimdi 5 ciltlik seride topladı.</p>
<p>Efendimizin Peygamberlik hususiyetlerinin yanı sıra, insanî yönlerinin eşsizliğini de benzersiz bir üslupta ele alan Sonsuz Nur, dünyanın gördüğü en muhteşem karakterle tanışmak, her adımda onunla rehberliğine başvurmak için okuruna ayrıcalıklı ve anlaşılır bir okuma biçimi sunuyor.</p>
<p>Aradan 14 asır geçmesine rağmen zaman yine O&#8217;na akıyor, gönüller onunla diriliyor. Sonsuz Nur, sizi yeniden bitmeyen bir yolculuğa çağırıyor. O&#8217;nun asrında yaşayamadık ama O&#8217;nun Sonsuz Nur&#8217;u her asra ışık tutmaya devam ediyor. <em>(Ali Demirel)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/peygamber-efendimizi-ne-kadar-taniyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanız ızdırabımız kadar</title>
		<link>http://www.hizmethaber.com/insaniz-izdirabimiz-kadar.html</link>
		<comments>http://www.hizmethaber.com/insaniz-izdirabimiz-kadar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 20:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hizmet haber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmethaber.com/?p=1104</guid>
		<description><![CDATA[Tohum atma çilesi çekildi. Filizlerin yeşerdiği hatta meyvelerin toplandığı şimdilerde rahat ve rehavete düşmek, ızdırap sahiplerine saygısızlıktan başka bir şey ifade etmiyor. Böyle bir umursamazlık ayrıca Allah&#8217;ın rahmeti ve inayetini de kesiyor. Velhasıl, burada unutan ötede de unutuluyor. Izdırap, gece yarısında vuran gong gibi, Tın tın öter, hoplatır yüreğimi âniden. Eski hülyâlarım ki, yok hiçbirinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/insaniz-izdirabimiz-kadar.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1105" title="insaniz-izdirabimiz-kadar" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/insaniz-izdirabimiz-kadar-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<p>Tohum atma çilesi çekildi. Filizlerin yeşerdiği hatta meyvelerin toplandığı şimdilerde rahat ve rehavete düşmek, ızdırap sahiplerine saygısızlıktan başka bir şey ifade etmiyor. Böyle bir umursamazlık ayrıca Allah&#8217;ın rahmeti ve inayetini de kesiyor. Velhasıl, burada unutan ötede de unutuluyor.</p>
<blockquote><p>Izdırap, gece yarısında vuran gong gibi,<br />
Tın tın öter, hoplatır yüreğimi âniden.<br />
Eski hülyâlarım ki, yok hiçbirinin dibi,<br />
Gelip boşalıverir hepsi başıma birden&#8230;</p>
<p>Izdırap, yalnız kaldığım anlardaki dostum,<br />
Rûhumu saran hafakan, kafamda yanan kor.<br />
İnleyeyim derim; inleyemez yutkunurum;<br />
Yanıp da dışa sızdırmamak doğrusu çok zor&#8230;</p>
<p>Izdırap, farklı farklı kendini hissettirir;<br />
Söyler hep ayrı telden söylediği her şeyi..<br />
Bir bilsen o beraberinde neler getirir;<br />
Hatırlatır bizlere insanlığı, sevgiyi.</p>
<p>Her gece bir sürü ilham, bir sürü de azap,<br />
Ve, düşünce kuşağında bir doğum sancısı..<br />
Azapsız dimağların görecekleri serap,<br />
Sancı bir haz, sancısızlık hayatın acısı&#8230;</p>
<p>Ey ızdırap; anladım ki her şey senin ile!<br />
Sen Hakk&#8217;a giden yollarda vuslata vesile&#8230;</p></blockquote>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin dilinden dökülen bu dizeler Müslüman&#8217;ın hayatında ızdırabın yerini tasvir ediyor bizlere. Tarihimizin her döneminde rastladığımız ızdıraplı sinelerin terennümleri de birbirine benziyor. Niyazi Mısri&#8217;nin &#8216;Derdim bana derman imiş&#8217; mısrası, İbnü&#8217;l-Arabî, Mevlânâ, Yunus ve Süleyman Çelebi&#8217;ce farklı farklı dillendirilmiş. Cümlenin öz manası dermana en yakın derdi bilebilmek. Kısacası gerçek derdimizi bulabilmek asıl mesele. Mevlânâ buna &#8216;asıl vatandan kopmak&#8217; der. Gelgelelim kâmil insan olma yolunda İslâm, bize rahat bir hayat vaat etmiyor; gerçek derdimizin kendisiyle terakki edebileceğimiz bir binek olduğunu hatırlatıyor. &#8220;Ben kimim?&#8221; sorusunun peşine düşen dertli insanın yolu ise Rabb&#8217;ine çıkıyor. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) de &#8220;Kendini bilen Rabb&#8217;ini bilir.&#8221; demiyor mu?</p>
<p>Çoğumuz ne yazık ki dünyaya gönderiliş amacımızı, asıl derdimizi unutup fani olanların cazibesine kapılıyoruz. Makam-mansıp, mal-mülk, lüks hayat yaşama arzusuyla sorumluluktan kaçarken başka ve anlamsız bir çilenin içinde buluyoruz kendimizi. Çünkü hakiki ızdıraba dûçar olmayan, farklı ve istemediği dertlerin sahibi oluyor. Böyleleri her halükârda çile çekmelerine rağmen sıkıntıları karşılıksız kalıyor. Hakiki ızdıraba sahip olanın kârı ise herhangi bir ibadetin kazandırdıklarıyla bile kıyaslanamıyor. Kıssadan hisse deyip burada küçük bir parantez açalım: &#8220;Birisi bir gün sabah namazına gittiğinde cemaatin camiden çıktığını görüyor. İlk karşılaştığı adama &#8216;Namaz kılındı mı?&#8217; diye soruyor. Kılındığını duyunca da cemaati kaçırdığı için &#8216;Eyvah!&#8217; diye hayıflanıyor. O karşılaştığı kişi &#8216;Şu eyvahı bana ver, ben de cemaat sevabını sana vereyim.&#8217; diyor.&#8221;</p>
<p>Biz bu &#8220;Eyvah&#8221;ın derdine düşmüşken &#8216;Kınalı Küheylanlar&#8217; kitabının yazarı Harun Tokak, bugün ızdırap duyduğumuz meseleler konusunda bir hayli umut kırıcı durumda olsak da ülkemizde ve dünyamızda çok güzel şeyler olduğunu da unutmamak gerektiğini nazara veriyor. Zira yaşamak için değil, yaşatmak için yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor. Başkalarının derdiyle dertlenen onu kendi derdi gibi gören insanlar, ümitleri yeşertecek hızda çoğalıyor. Kimi zaman bu insanların katlandıkları zorluklar öyle boyutlara ulaşıyor ki, meşhur âlimlerin hayatından örnekleri hatırımıza getiriyor. Konyalılar Mevlânâ&#8217;ya bir gün &#8220;Şems sana ne dedi de geceleri gözlerin uyku tutmuyor?&#8221; diye sorduklarında, &#8220;Şems bana üşümeyi öğretti. Ben Şems&#8217;ten önce üşüdüğümde ısınabiliyordum. Şems bana &#8216;Dünyada üşüyen bir insan varsa sen ısınamazsın, dünyada acı çeken bir insan varsa rahat uyuyamazsın.&#8217; dedi.&#8221; diyor. Başka bir gün talebelerinden Molla Hüsameddin, &#8220;Üstadım bari bu gece bir yatak sereyim de biraz istirahat ediniz.&#8221; buyuruyor. O gece yine sabah ezanları Konya&#8217;nın minarelerine can verinceye kadar ibadetle meşgul olan Mevlânâ, şöyle karşılık veriyor: &#8220;Molla Hüsameddin biz de uyursak halkı kim uyandırır?&#8221; Mevlânâ sadece Konya ovasını sulayan bir ırmak iken Şems&#8217;in nefesiyle dünyaya akmaya başlıyor. Tokak, insanlığın ızdırabını gönlünde duyan bir neslin yetişmesi için yıllarca fikir çilesi çeken günümüzün Şems&#8217;lerinin de Anadolu insanının yönünü dünyaya çevirdiğine inanıyor. Tokak&#8217;ın da zikrettiği gibi günümüzde sadece kendisi, ailesi, ülkesi için değil, bütün insanlığı kucaklayan ve sinesini okyanuslar gibi bütün dünyaya açan nesiller var.</p>
<p>Zevk ve sefadan el çekerek, beden ve cismaniyeti aşma niyetiyle katlanılan sıkıntı ve eziyet mânâlarına gelen çile, insanı olgunlaştırmada oldukça etkili bir yol. Izdırap ile insan, her türlü probleme karşı dayanıklı hale geliyor. Çile kısa süreli de olabildiği gibi ömür boyu da sürebiliyor. Harun Tokak, çile çekmiş insanların çevresindekilere huzur verdiğini ifade ederken böylesi insanlarla uzun yolculuğa çıkılabildiğini, ağır yüklerin altına kolayca girilebildiğini dile getiriyor. Çünkü çile insanı her şartta ayakta kalmayı becerebilen, egosundan sıyrılmış, yaşatma ideali ile dolu olmak durumunda. Hemen her peygamberin hayatında da böyle bir ızdırap dönemi var. Zira dinimizde hayat bir imtihan ve sıkıntı yeri olarak tanımlanıyor. Bu itibarla dün ya hayatını anlatmak için kullanılan pek çok tabir arasında &#8216;çile, imtihan, fitne, bela yeri&#8217; gibi ifadeler kullanıyoruz.</p>
<h3>En büyük çile fikir çilesi</h3>
<p>Mevlânâ&#8217;nın &#8220;Her an aziz bir misafir gibi gönlüne bir tasa, bir keder gelir çatar&#8230;&#8221; cümlesi, asıl ızdırabın fikir çilesi olduğunu gösterir adeta. Harun Tokak da erdemli bir neslin yetişmesi için gönüllü olunan fikir çilesinin çok değerli olduğunu anlatıyor bizlere. Öyle ki hayallerini büyük tutanlar, insanlığı kucaklayacak nesillerin yetişmesi için hep ızdırap çekiyor. Yakın tarihimize ışık tutan Mehmet Akif&#8217;ler, Necip Fazıl&#8217;lar, Bediüzzaman&#8217;lar öyle bir neslin ızdırabını çeken şafak pırıltılarımızdan birkaçı sadece. Günümüzde de insanlığın ızdırabını gönlünde duyanlar &#8220;Kalk ey yiğit uykudan kalk ki bağrımda nalân&#8221; diyerek aynı derdi dillendiriyor. Zira çile, yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek ve gerçek yolu.</p>
<p>Sahip olduğu şeyler uğruna bir kere bile aç-susuz kalmamış, yurdunu yuvasını terk etmemiş, bir dönemin sarsıntılarına ve sıkıntılarına maruz kalmamış kimseler, insanlık adına yapıcı hiçbir şey ortaya koyamamıştır. Nasıl ki bir tohum, kışın bağrında çile çekmeden, titremeden, üşümeden baharda filiz vermediği gibi yeni bir neslin yetişmesine vesile olacakların da belli sıkıntılara katlanması gerekiyor. Bediüzzaman Hazretleri, &#8220;Karşımda bir yangın var, içinde imanım yanıyor, evladım yanıyor.&#8221; derken; Necip Fazıl, &#8220;Bir genç arıyorum gençlikte köprü başı&#8221; diyerek ızdırabını dillendiriyor, fikir çilesini &#8220;Selam sana haşmetli azap, yandıkça gelişen tılsımlı kütük&#8221; diyerek selamlıyor. Şimdilerde de aynı kaynaktan sızan ızdırap, Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin dilinden &#8220;Ateş nereye düşerse düşsün beni de yakar&#8221; idrakini aşılamaya çalışıyor genç sinelere.</p>
<p>Birçoğumuzun en büyük emeli, sıkıntısız, refah içinde bir yaşam sürmek. Oysa cennet yolu ciddî bir mücadele ruhu istiyor. Bu ruh, makam, mansıb, para, şehvet gibi bütün dünyevî beklentilerden ve maddî hazlardan uzak kaldığında ve neticede her şeyi Allah&#8217;a verme ve her başarıyı O&#8217;ndan (cc) bilme manasında ihlâsa ulaştığında güç kazanıyor. İnsan, meşakkat ve sıkıntının ağırlığı ölçüsünde derece kazanıyor. &#8220;Sizden öncekilerin çektiklerini çekmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz?&#8221; İlahi ikazı da ızdırapsız bir hayatın bizi asıl mekânımıza götürmeyeceğini hatırlatıyor hepimize. Ayrıca sıkıntısız bir hayat sürmek her insanın tabii arzusu olsa da bunu istemek, ille de gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Çünkü daha büyük bir İrade başka şey isteyebiliyor. Bir arifin de belirttiği gibi: &#8220;Ben ne istersem isteyeyim sonunda Allah&#8217;ın istediği oluyor.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/insaniz-izdirabimiz-kadar-1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1106" title="insaniz-izdirabimiz-kadar-1" src="http://www.hizmethaber.com/wp-content/uploads/2012/03/insaniz-izdirabimiz-kadar-1-300x149.jpg" alt="" width="300" height="149" /></a></p>
<h3>Rahat zamanda ızdırap duyabilmek&#8230;</h3>
<p>Bediüzzaman, Necip Fazıl, Mehmet Akif gibi şahsiyetlere baktığımızda dert, yalnızlık ve anlaşılmamış olmanın aynı potada eridiğini görüyoruz. Peki tohum atmanın ızdırabı ile o tohumu yeşertip büyütmenin çilesi için nasıl bir yol izlenmeli ki o tohum yeşersin? O ızdırabı nasıl öğreneceğiz, nasıl duyacağız? Rahat zamanda ve şartlarda bu derdi duymak mümkün mü?</p>
<p>Harun Tokak, bu sorulara reçete olarak Peygamber metodunu gösteriyor: &#8220;Allah Resûlü değil yeşermiş olan bir fidanı zayi etmek, Hz. Hamza&#8217;nın katilinden bile bir sahabe çıkarmasını bilmiş, defalarca Müslüman olması için Hz. Vahşi&#8217;ye mektup yazmış, onun zayi olup gitmesine gönlü razı olmamış. Bizler doğduğunda bile &#8216;Ümmetî, ümmetî&#8217; diye ağlayan masum ve muzdarip O Peygamber&#8217;in ümmetiyiz. O&#8217;nun mirasıdır ki insanlık bizden hizmet bekliyor. Bu hizmet de yumurta dolu küfe taşıma hassasiyeti istiyor. Sırtımızda sadece bugünün neslinin değil, daha doğmamışların, hatta bir asır sonra doğacakların da vebali var. Her başarı, bir önceki çile, gerilim ve hamlenin neticesi, bir bakıma ikinci bir başarının da sebebi. Fakat muhtemel tehlike şu ki, neticeye ulaşan kimseler, zafer sarhoşluğuyla kendilerini rahat ve rehavete terk etmiş olmasın.&#8221;</p>
<p>Izdırapta kalp-amel dengesi, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus. Bizlere sadece gözümüzün yaşarması, kalbimizin titremesi yeterli geliyor çoğu zaman. Yahut sadece amel geçerli bir akçeymiş, hissiz de ızdırap duyulur zannına kapılıveriyoruz. Halbuki biri, ötekisiz bir anlam ifade etmiyor, eksik kalıyor. Filistin&#8217;e, Somali&#8217;ye ya da elimizin uzanamadığı pek çok yere dertlenirken yanı başımızdaki arkadaşımıza, ailemize kayıtsız kalmaksa ayrı bir gaflet. Çünkü mesuliyetimiz en yakınımızdan başlıyor ve yaratılan her şeyi gücümüz yettiğince kucaklamamız gerekiyor.</p>
<h3>40 gün çekilen çile</h3>
<p>Kırk sayısıyla ilgili çok değişik rivayetler var şüphesiz. Bebeğin kırkının çıkması, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı, bir şeyi kırk kere söyleme, kırk gün kırk gece düğün gibi tabirler hayatımızın vazgeçilmezi adeta. Hz. Musa&#8217;nın Tevrat levhalarını almak için kırk gün Tur&#8217;da beklediği, Hz. Âdem&#8217;in affa ve Hz. Havva&#8217;ya kavuşmak için kırk yıl ağladığı, Hazreti Nuh&#8217;un gemisinin kırk gün dalgalarda kaldığı bilinir. Günde beş vakit namazda kırk defa Fatiha okuyoruz. Kırk gün sabah namazının farzının tekbirini cemaatle alan kimseye iki berat, cehennemden kurtuluş ve münafıklıktan emin olma gibi müjdelere de rastlıyoruz. Doğum yapmış bir kadın lohusalıktan 40 günde çıkıyor. Misallerimize bir hikâye ile devam edelim: İmam-ı Azam&#8217;a çok bal yiyen bir çocuk getiriyorlar. İmam-ı Azam, kırk gün sonra çocuğa &#8220;Ey çocuk bal yeme.&#8221; diyor. Bunun sebebini soranlara ise &#8220;Benim vücudumda bal zerreleri dolaşırken daha önce nasıl derdim?&#8221; karşılığını veriyor. Hadis-i şerife göre şarap içenin kırk gün namazı kabul olmuyor. Tirmizi&#8217;deki bu hadis de gösteriyor ki insan genleri ve hücreleri ile kırk gün arasında bir münasebet var. Kim bilir kırk günün, insanın bedeni ve ruhuyla alakalı daha nice hikmetler var!</p>
<p>Kırk günün sufiler için de farklı bir ehemmiyeti var. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Demirli, sufilerin çile dedikleri ile günlük hayatta kullanılan çile arasında sadece sözlük anlamı bakımından bir irtibat olduğunu aktarıyor. Nitekim çile, halvet diye ifade ettiğimiz bir riyazet yöntemi. Her ne kadar kırk gün dense de Mevlevilik gibi bazı tarikatlarda çilenin süresi daha uzun olabiliyor. Veya Hz. Peygamber&#8217;in sünnetinde geçen on günlük itikaf gibi kısa süreli olanları da var. Demirli, burada nazarlarımızı aslolan manaya çeviriyor. Çile esas itibarıyla özel bir sıkıntı ve zahmet çekmek değil. Çünkü İslâm, nefse zulmetmeye müsaade etmeyip sadece nefis terbiyesine izin veriyor. Bu sebeple bazı tarikatların özü olan çile veya halvetlerde nefse eziyet edilmiyor. Kendisiyle baş başa kalan insan, halvet halinde dünyanın geçiciliğini yeniden hatırlıyor. Ama bütün bunlardan daha önemlisi başka insanlara zarar vermekten uzaklaşıyor.</p>
<p>Izdırap insanı olabilmenin bir şartı da sürekli Allah&#8217;la, i&#8217;la-yı kelimetullahla oturup kalkmaktan geçiyor. Kendini bu gayeye kilitleyenleri, çok derin mülahazaları, ibadetleri olmasa da sürekli bir teveccüh içinde bulunma niyet ve gayretleri yüceltiyor. Bu onlara öyle bir debi kazandırıyor ki, artık kişi yerken, içerken, yatarken, kalkarken hep &#8220;Bu hakikatleri nasıl anlatırım?&#8221; derdi ve ızdırabıyla yaşar hale geliyor. Ki bu Cenâb-ı Hakk&#8217;a sunulan en büyük dua niteliği taşıyor. Peygamberlik Allah&#8217;ın takdiri elbette ama biz de peygamberane bir azimle peygamberce bir cehd içinde olabiliriz. Yani bu ızdırabı, heyecanı hayatımızın her karesinde duyabiliriz.</p>
<p>Başkalarıyla dertlenmenin bir emaresi de dualarımızın genişliğinde gizli. Zira ufkumuzun genişliği nisbetinde çile çekiyor ve niyaz ediyoruz. Dualarımızda bütün tanıdıklarımızın ismini tek tek geçirerek güzel bir vefa örneği gösteriyoruz. Kaldı ki bu noktada yapılabilecek şeylerin en basiti değil midir dua etmek? <em>(Elif Kaya)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizmethaber.com/insaniz-izdirabimiz-kadar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

